








Pazar sabahı Hama, Humus üzerinden Palmyra’ya geldiğimizde bütün pasaportları Halep’teki otelin resepsiyonunda unuttuğumuzu fark ediyoruz. Humus’ta parasını ödediğimiz otelde kalmaktan vazgeçip, pasaportlarımızı gönderecekleri Şam’a doğru yola çıkıyoruz.






Bütün gün yemek bile yemeden çölde motor kullanmamıza rağmen hava kararmadan Şam’a varamıyoruz. Karanlıkta tek farı yanan, farı hiç yanmayan, ters yönden gelen her türlü kara taşıtına, her yerden çıkan bisiklet, mobilet ve insana bozuk yolda eklenince zorlu bir gece yolculuğu oluyor.


Palmyra yol
Şam


Şehir sürekli yerleşim olan dünyadaki en eski yer. Omayad Camisi ülkenin en büyüğü. Eski şehirde hayat eskisinden çok farklı değil. Herkes çok cana yakın, yemekler nefis. Akşam bütün şehir yasemin kokuyor.





Bugün hiç motor kullanmadık, pasaportlarımız geldi, yarın yola devam.
Amman-Madaba
Şam’dan çıkmayı başarıp sınırı geçerek Ürdün’e giriyoruz. Ürdün’de halkın motosiklet (125 cc üzeri) kullanması yasak, kraliyet muhafızları, polisler ve tabi ki bizim gibi turistler kullanabiliyor.
Amman’da yaşayan çocukluk arkadaşım Levent şehrin girisinde bizi karşılayıp yemek yedirdikten sonra eskortluk yaparak şehirden çıkmamızı sağlıyor.






Deniz seviyesinin 408 metre aşağısındaki Ölüdeniz yeryüzündeki en derin nokta ve su seviyesi her geçen gün biraz daha azalıyor. Batamadığım bir suda yüzmek ve çamur banyosu ilginç.

Ölüdeniz'in karşı tarafı israil olduğu için askeri kontrol noktalarından geçiyoruz, Kızıldeniz’e giden yol da sınıra paralel. 180 km.’ye varan hızla giderken ufukta kaybolup giden dümdüz çöl yolları altımızdan akıyor sanki.
Kızıldeniz yolAkabe


Çok kısa bir sahil şeridinde Arabistan, Ürdün, israil, Mısır yan yana sıralanıyor. Sualtı çok güzel…


Rehberimiz Abdullah Petra’nın her köşesini gezdiriyor. Toplamda 16 km.lik turun gidiş bölümünün bir kısmını atla, bir kısmını eşekle gitsek de dönüş yolunu yürüyoruz.










Hava karardıktan iki saat sonra girişe ulaşabiliyoruz, Petra’da bizden başka turist kalmıyor. “candle night” için yanan mumlar yolumuzu aydınlatıyor.
Bugün öğle yemeği olarak bir paket bisküviyi paylaşıyoruz. Petra gerçekten müthiş
Jerash





Hamta sınır kapısından tekrar Suriye’ye dönüyoruz. İkinci kez geldiğimiz Şam’a vardığımızda hava yine çoktan kararmış oluyor. Yine aynı iki yıldızlı oteldeki aynı odalarda kalıyoruz, banyodaki karıncalar bile aynı yönde gidip gelmeye devam ediyor.
O kadar dikkat etmemize rağmen Rana’dan sonra Yılmaz’ın da midesi bozuluyor. Yanımızda getirdiğimiz ilaçlari iki gündür kullanmasına rağmen bugün daha da kötüleşti. Yarın sabah Yılmaz’ın durumuna göre yola devam edecegiz.
Şam
Humus yol


Latakia
Ekim ayının son günü Latakia’dan 110 km. uzaklıktaki Antakya’ya doğru son kez motorlara biniyoruz.


Antakya

Planladığımızdan daha kapsamlı bir tur yapmamıza rağmen (Jerash ve Latakia rotada yoktu), insanın evi gibisi yok…
1 yorum:
imrendim kardeşim:) harikasın:)
Yorum Gönder