iskandinavya 21.08-8.09.2009


Hem süre hem mesafe olarak en uzun motosiklet turumuzun rotası Avusturya-Almanya-Danimarka-isveç-Norveç-Finlandinya-Rusya-Belarus-Ukrayna-Romanya-Bulgaristan.

6 gün önce gemi ile Trieste’ye (italya) gönderdiğimiz motorlarımızı almak üzere 21 Ağustos cuma sabaha karşı uçağa biniyoruz. 3 gündür limanda bekleyen motorlarımıza kavuşarak 18 günde yaklaşık 7.000 km yol yapacağımız yolculuk başlıyor.
Alpler video video
ikinci kez geçtiğimiz Avusturya Alplerinde farklı bir yoldan gidiyoruz. ilk defa yağmura yakalanmadan geçtiğimiz Alpler sarp yamaçlarındaki şatolarıyla yine muhteşem.

Münih























Transit geçtiğimiz Avusturya’dan sonra ilk durak Münih . Alman otobanında çok ilgi gören Türk plakalı BMW’lerimizi anavatanında kullanmanın keyfi bir başka.
GPS’imiz rezervasyon yaptırdığımız otelin önüne kadar götürüyor bizi. Cuma akşamı cıvıl cıvıl olan Dome meydanında sosis-bira için güçlükle yer buluyoruz.

Cumartesi sabahı 4 silindirli motor şeklindeki BMW binasının önünde fotoğraf çekerken çiseleyen yağmur yolda sağnağa dönüyor.
Münih yağmur video
video
Dün 32 derece olan hava sıcaklığı 14’e düşüyor. Gabriele ve Turgut’un akşam 5’te Weinheim’daki düğünlerine yetişebilmek için yağmurluklarımızı giyip durmadan yola devam ediyoruz.

Heidelberg

Gabriele’nin ayarladığı otele yerleşip Bratislava’dan bizi görmeye gelen Ayşegül ve Adnan ile buluşup Heidelberg’i geziyoruz.

Weinheim kalesindeki düğüne erkek tarafı olarak katılıyoruz, motorcu kardeşimizi düğününde yalnız bırakmak olmazdı.






















Berlin otoban video
video

Pazar günü 685 km.lik turun en uzun etabı olan Berlin’e doğru yola çıkıyoruz. Otobanlar çok iyi ve hız sınırı yok. 160 km ortalama hızla gitmemize rağmen her tarafımızdan vızır vızır araba ve motosiklet geçiyor.

Berlin

Berlin’den tura katılacak olan Rana, Mitte’deki otelimizin önünde bekliyor bizi. Eşyaları odaya bırakıp soluğu Brandenburg kapısındaki şenliklerde alıyoruz.













Pazartesi sabahı yürüyerek şehiri gezmeye başlıyoruz. Yıkılan Berlin duvarındaki kontrol noktalarından “Checkpoint Charlie” artık tamamen turistik bir yer.


Merkezine “küçük istanbul” denilen Kreuzberg’de (Türk mahallesi) hiç yabancılık çekmiyoruz.

Savaşta büyük kısmı yıkılan Kurfürsten Damm kilisesininden sonra gittiğimiz hayvanat bahçesi çok eğlenceliydi.





















Grober Stern heykeline çıktıktan sonra Tiergarten parkında geziyoruz.

















Savaşta ölen Yahudiler icin yapılan labirent şeklindeki anıt (holocaust mahmal) ilginç. Akşam sokak dansçıları ve müzisyenleri eşliğinde Hackescher Markt’ta Tapas yiyoruz.


Ertesi sabah Pazartesi kapalı olan Bergama müzesini gezdikten sonra yola çıkıyoruz. Baltık denizini geçerek Danimarka’ya gideceğimiz feribotun kalkacağı Rostock’a 15 km. kala Yılmaz’ın benzini bitiyor. Bidonla benzin alıp dönüyorum, feribotu kaçırmıyoruz.









Kopenhag
Feribotla Danimarka’ya geçtikten sonra Kopenhag’a gidip Tivoli’nin yanında bir otel buluyoruz. Şehir turundan sonra geleneksel bir Danimarka restoranında balık yiyoruz, 4 gündür Almanya’da domuz-sosis yemekten içimiz kurudu.













































Ertesi sabah motosikletle deniz kızı heykeline gidip şehri gezdikten sonra isveç’e doğru yola devam.
isveç yol video

video
Kuzeye doğru gittikçe gökyüzünün rengi degişiyor, bulutlar irileşip güzelleşiyor, yol ve yolda olmak çok keyifli.

Göteborg
Göteborg’taki otelimiz tren istasyonunun karşısında. Rana’nın arkadaşı Alex bizi evinde ağırlıyor ve şehir ile ilgili tüyolar veriyor.
Göteborg’ta hayat deniz ve kanallar etrafında, gittiğimiz her yerde rock-metal müzik çalıyor.


Tekne ve şehir gezintisinden sonra akşam yemeği Haga’da Alex’in tavsiye ettiği balık restoranının bahçesinde.
27 Ağustos sabahı isveç kıyılarını dolaşmak üzere yola çıkıyoruz. ilk mola Fjallbacka, öğle yemeği Grebbestad’ta.

isveç yol video


video
Oslo
Yemekten sonra başlayan yağmur Oslo’ya kadar kesilmiyor, su geçirmez kıyafetlerimizin tamamı su geçiriyor. Kurusun diye serdiğimiz kıyafetlerden otel odasında yürüyecek yer kalmıyor.

Rana’nın arkadaşı Kjersti bizi ilk önce opera binasına götürüyor.






Kaleden sonra Gustav Vigeland’ın heykellerinin sergilendiği aynı adlı parka gidiyoruz.



Soğuk ve ıslak bir günün ardından güzel bir akşam yemeği Aker Brygge’de.

Yolculuğun başından beri kuzey olan rotamızı Oslo’dan sonra doğuya çeviriyor, tekrar isvec’e dönüyoruz. Stokholm’den 15 saatlik gemi yolculuğuyla Helsinki’deyiz. Gece gemideki herkes gibi içkiyi fazla kaçırıyoruz ama yarın motor kullanmayacağız nasıl olsa. Polis gemiden çıkan bütün araç sürücülerine alkol testi yapıyor, temiziz.
Helsinki
Gemiden iner inmez limanın yanındaki pazarda kahvaltı yapıyoruz, yine pazardaki öğle yemeğinde smoked somon yiyoruz.


Esplanadi parkında blues festivali var.




















Helsinki’de alkol ve uyuşturucu bağımlısı çok, gündüz bile bir sürü insan zil zurna dolaşıyor. Eskimolar hakikaten çok farklı görünüyor.























Gecenin finali Fin votkasıyla Helsinki’nin underground barlarından Zetor’da.
Ertesi sabah son kez ekip fotoğrafinda yer alan Rana turdan ayrılarak istanbul’a dönüyor.
Rusya trafik video

video
Pazar sabahı Helsinki’den yola çıkıyoruz. Finlandiya’dan Rusya’ya çok fazla Türk plakalı araç geçiş yapmadığından olsa gerek, sınırda 2 saat bekliyoruz. Evraklarımızı her alan daha üst rütbeli birini çağırıyor. Bir kaç kez ana binaya gidip gelen pasaportlarımıza giriş mührünü vuruyorlar nihayet.

St. Petersburg

Rusya’da hava, yol ve trafik kötü, St Peterburg’a kadar zorlu bir yolculuk yapıyoruz. Şehre gelir gelmez polise rüşvet vermek zorunda kalıyoruz. Aralıksız yağan yağmurda o kadar ıslanıyoruz ki Nevski’deki otelimizin resepsiyonunda check in yaptırırken etrafımızda küçük bir su birikintisi oluşuyor. Turun en zor günü (şimdilik) bugündü.

Beyaz geceleri kaçırmış olsak da hava geç saatlere kadar alacakaranlık.

Berlin’den sonra iki gün kaldığımız diğer şehir St. Petersburg’taki ilk akşam yemeğinde borş çorbası ve beef stragonofftan sonra leş bir Rus barında içtiğimiz yerel votka sertti.

Ertesi sabah Troçki köprüsünden geçerek 1917 devrimini başlatan Aurora kruvazörü ile şehir turuna başlıyoruz.














Kalenin içindeki Sivoty Pavel katedralinden sonra 2. Aleksandr’ın suikastte öldürüldüğü yere yapılan Dökülen Kan kilisesine gidiyoruz.










Dünyanın en büyük katedrallerinden Aziz isak katedralinin kubbesinin tamamı altın.
Puşkin’in aynı adlı şiirinden esinlenilen Bronz Atlı heykeli Petro’ya ait. Pazartesileri kapalı olduğu için Hermitaj müzesini gezemiyoruz.











Başlayan sağnak yağmur yüzünden akşam birasını içmek üzere gittiğimiz Neva nehri üzerindeki tekne restoranda mahsur kalıyoruz.











Salı sabahı doğu olan yönümüzü güneye çeviriyoruz ve 3.300 km uzaklıktaki eve dönüş yolculuğu başlıyor.
Bugünkü hedefimiz çok yol alarak 850 km uzaklıktaki Minsk’e mümkün olduğunca yaklaşmak. Hava çok güzel, yol umduğumuzdan iyi olmasına rağmen 10 saatte 620 km gidebiliyoruz ancak.

Rusya polis video

video
103 km hızla radara yakalanan Yılmaz (her nasılsa ben hız limitini aşmamışım, arka arkaya gidiyorduk oysa) polise rüşvet verirken kask kamerasını çalıştırıyorum, rüşvetin belgesi var artık.

Sınırdaki görevliler Finlandiya’dan giriş yaptığımızı görünce Türkiye’den nasıl geldiğimizi duvardaki harita üzerinde uzun süre tartıştıktan sonra bulamayıp bize soruyorlar.
Belarus yol video

video
Belarus’ta hava ve yol iyice güzelleşiyor, çok güzel köylerin içinden geçiyoruz. Turun en güzel etabı, bütün gün motor kullanmamıza rağmen yorgun değiliz, keyfimiz yerinde.

Sınırı geçtikten sonra geceyi geçirdiğimiz Polack’taki otel (zaten bir tane var) adam başı 11 €. Sabah 220 km. uzaklıktaki Minsk’e çok rahat bir yolculuk yapıyoruz.

MinskSınırı geçtikten sonra geceyi geçirdiğimiz Polack’taki otel (zaten bir tane var) adam başı 11 €. Sabah 220 km. uzaklıktaki Minsk’e çok rahat bir yolculuk yapıyoruz.













Ukrayna polis video
video
Perşembe günü Belarus’tan Ukrayna’ya geçiyoruz. Sivil polis arabasının (resmi olanlara dikkat ediyoruz) radarına bu defa ikimiz de yakalanıyoruz. Yılmaz durmuyor, tabi ben de. Polis ancak 10 dakika sonra yetişebiliyor, rüşvet verip yola devam, kask kamerası kayıtta tabi ki.

Kiev

Kiev’de rezervasyon yaptırdığımız “exclusive price” yazan 4 yıldızlı otel Tarlabaşı gibi bir yerde apartman dairesi çıkıyor. Bina ve bölge ürkütücü, motorları kapalı otaparka götürüyoruz.
Ertesi sabah hava kötü, başımız belaya girmeden Kiev’den ayrılıyoruz. Yolculuğun başından beri Ara Güler’in oyuncak araba kolleksiyonu için aradığım askeri jeepi buluyorum nihayet.
Odesaiskandinavya’da 11 derece olan hava sıcaklığı Odesa’da 32 derece, resmen kıştan yaza geliyoruz. Adriyatik’ten başlayıp Baltık denizinden Karadeniz’e iniyoruz. 15. günde toplam yol 5.600 km.



Odesa memleket havası kokuyor. Otele yerleştikten sonra ilk iş “Potemkin zırhlısı”nın çekildiği merdivenlere gitmek. Ertesi günkü ekip fotoğrafı da orada.











izmail yol video

video
Cumartesi sabah Odesa’dan Romanya’ya geçebilmek için yola çıkıyoruz. Sınır kapısı olması gereken izmajil’de yol bile yok. 75 km. uzaklıktaki Reni sınır kapısından Romanya’ya geçebilmek için 2 km. Moldova topraklarından geçmek gerekiyor, Moldova vizemiz olmadığı için almıyorlar, transit vize de vermiyorlar, rüşvet bu kez işe yaramıyor. 1 ay uğraşarak 5 vize aldıktan sonra vize yüzünden sınırdan geçemiyoruz.

Saat 17.30, 320 km.yi bozuk yol ve rüzgar yüzünden ancak gelebilmişiz. ilk şoku atlattıktan sonra moralimizi bozmadan geri dönüyoruz. Hava kararıyor, gece motor kullanmak zorunda kalıyoruz. 13. saatin sonunda Odesa’ya 60 km. kala Zatoka’da geceyi geçiriyoruz.

Yarın Pazar, konsolosluk kapalı. Böyle bir problem için sakladığımız yedek günümüzü bugün kullanıyoruz ama kuzeydeki ana sınır kapısından transit vize alamazsak Moldova’nın etrafını dolaşmak zorunda kalabiliriz, yol 1.000 km. uzar.

Pazar günü kuzeydeki ana sınır kapısından da transit vize alamıyoruz. Hava yağmurlu, Moldova’yı dolaşarak 1.350 km. uzaklıktaki Bükreş’e gitmektense yarın akşam kalkacak istanbul feribotuna binmek üzere Odesa’ya geri dönüyoruz.

Odesa’da 3. günümüz, sürekli şehre geri dönmek zorunda kalıyoruz. Odesa sokaklarında aylak aylak dolaşırken yağmur yağmaya devam ediyor.
7 Eylül Pazartesi saat 20.00’de kalkan istanbul feribotuna biniyoruz nihayet. Binerken 3, inerken 1 (toplam 7) kez rüşvet veriyoruz.
Yerde uyumak zorunda kalsak da Nepal’e giden iki Ukraynalı motorcu (biri mimar) sayesinde 24 saat süren gemi yolculuğu keyifli geçiyor. Gemiden indiğimizde Ukraynalı dostlarımızı Sultanahmet’teki otellerine kadar götürüyorum.

Bir gün rötarla döndüğümüz 19 gün süren 6.550 km.lik turumuz sona eriyor.
Bir sonraki rota belli, geçen sene yapamadığımız Suriye-Ürdün-Kızıldeniz bir sonraki bahara…



Hiç yorum yok: