Yeni Zelanda 09-26.03.2012

Motosiklet turu için gittiğimiz, belki de gideceğimiz, en uzak ülke olan Yeni Zelanda’ya, 5 saat Seul aktarması ve 21 saat uçak yolculuğundan sonra elimizde kasklarla iniyoruz. 11 saat farkı da eklendiğinde 9 Mart Cuma akşamı başlayan yolculuğumuz, Pazar sabah Auckland’da bitiyor. 



Auckland
Ülkenin yerlileri olan Maorilerin “Uzun Beyaz Bulut” dedikleri Yeni Zelanda, Kuzey ve Güney Adalarının yanında yüzlerce küçük adadan oluşuyor ve İngiltere kadar yüzölçümü var. Dünyada ozon tabakasının en ince olduğu birkaç ülkeden biri.

48 volkan üzerine kurulu Auckland, başkent olmamasına rağmen ülkenin en büyük şehri ve nüfusun üçte biri burada yaşıyor. The Economist’in Dünyanın En Yaşanılır Kentleri 2011 yılı endeksinde 9. sırada yer alan Auckland, geniş kumsalları, büyük yat limanı, gece hayatı ile metropolit bir şehir hayatı sunuyor.
328 m. yüksekliğindeki Sky Tower güney yarım kürenin en yüksek binası.

















Volvo Ocean Race



 Dün gelen Volvo Ocean Race tekneleriyle marina rengarenk. Bir önceki etapta Çin’den yola çıkan tekneler yarışın 5. ayağında 7.716 mil (12.418 km.) uzaklıktaki Brezilya’ya gitmek için yarışacaklar.
Christchurch
Yeni uyku düzenine ve iklime (hava çok nemli, sıcaklık 22 derece) alışmak için Auckland’da geçirdiğimiz ikinci günün sonunda güney adasındaki Christchurch’e uçuyoruz.  

Geçen sene meydana gelen 6,3 şiddetindeki depremde sadece 1 bina yıkılıp 185 kişi ölmesine rağmen tamamen kapatılıp yeniden inşa edilen şehir merkezine giremiyoruz. Atmosferi ve mimarisiyle İngiltere dışında dünyadaki en İngiliz kenti. Dünyada kadınlara ilk seçme ve seçilme hakkı 1893’te burada verilmiş. Yeni Zelanda, 2005 ve 2006 yıllarında yüksek makamların kadınların tekelinde olduğu dünyadaki tek ülke olmuş.
 1861 yılında inşa edilen Eliza’s Manor butik otelden çok müze gibi.
13 Mart sabahı motorlarımıza kavuşuyoruz nihayet. GPS’i alan Orhan tur boyunca öncülük yapacak. Trafiğin soldan olması, özellikle kavşaklarda karmaşıkmış gibi görünse de, hiç yabancılık çekmeden uyum sağlıyoruz. Motosiklet ile gittiğim 36 ülke arasında yolları ve virajları bu kadar iyi bir yer yok.
 Geraldine Verde Cafe’de yemek molasından sonra turkuvaz rengini buzullardan gelen kaya parçalarının verdiği Tekapo ve Pukaki Gölleri boyunca yola devam ederek geceyi geçireceğimiz Mount Cook National Park’a varıyoruz.
Tekapo Lake 

 Pukaki Lake video link
Mount Cook

 Mount Cook video link


Maori yerlilerinin “Te Waka o Aoraki” (bulut delen) dedikleri 3.754 m. yüksekliğindeki Mount Cook  Avustralya Kıtasının en yüksek dağı. İsmini Kaptan James Cook’tan alan dağın, yaz sonu olmasına rağmen, büyük bir kısmı hala buzul kaplı. Tasman Gölünde de buzul parçaları yüzüyor.  
Dunedin

 Dunedin’de iki gece kalacağımız Larnach Castle 1870 yılında yapılmış ülkedeki tek şato. Hem önceden rezervasyon yaptırmak, hem de menüden sipariş vermek gereken akşam yemeğini şatonun yemek salonundaki büyük masada toplu halde yiyoruz.

Şatoyu yaptıran İskoç bankerin 2 karısı ve kızı öldükten sonra intihar ettiği için çıkan hayalet söylentileri yüzünden şatoda kaldığımızı duyan herkes ürperiyor. Bir İskoç şehri olan Dunedin Gal dilinde Edinburgh anlamına geliyor, ülkede İskoç aksanlı ingilizce konuşuluyor. 

 Dunedin, Edinburgh örnek alınarak planlanmış ve St.Paul Katedrali etrafında gelişmiş. Şehrin en komik yanı, planlarının coğrafi yapısı bilinmeden İngiltere’de hazırlanması. Tepeler hesaba katılmadan planlama yapıldığı için dünyanın en dik yokuşu Baldwin, Dunedin’de bulunuyor.
 Ertesi sabah geleneksel biraları Speight’in 1876’da yapılan ilk fabrikasını gezmeye gidiyoruz ama turda yer yok. Tur için ayırdığımız zamanı fabrikanın barında (ilk müşteriler biziz tabii ki) bira çeşitlerini deneyerek geçirince (toplam 8 çesit) günün kalanı da çakır keyif geçiyor.   





16 Mart sabahı Lancarh Şatosunun bulunduğu yarımadayı gezip yola çıktıktan biraz sonra Sinan’ın lastiği patlıyor, onarıp yola devam. 

Aviation Heritage Trust’taki klasik uçakları görmek için Croydon’da kısa bir mola veriyoruz.  
Te Anau

İki gece kalacağımız Te Anau’daki otelimiz göl kenarında.








Milford Sound




Ertesi sabah Fiordland boyunca 120 km. uzaklıktaki Milford Sound’a gidiyoruz. TripAdvisor’ın 2008’de yılın en iyi seyahat hedefi seçtiği Milford Sound’un sarp yamaçlarının yüzlerce metre yüksekliğinden dökülen şelaleleri tekneyle geziyoruz.
Milford Sound video link
Doğal hayatın devam ettiği fiyordlardaki albatroslarla yunusları göremesek de foklar güneşleniyor.

Akşam Te Anau’ya dönerek Glowworm Mağarasına gideceğimiz tekneye biniyoruz. Maori dilinde “mağaranın içinden hızlı akan su” anlamına gelen Te Anau ismini bu mağaradan alıyor. Zifiri karanlıkta tekne ile gezdiğimiz mağaranın tavanında yaşayan “ışıldayan kurtçuklar”ın yıldızlı gökyüzünü andıran görüntüsü inanılmaz. 
Queenstown
3 gece kalacağımız Queenstown Yeni Zelanda’nın doğa sporları merkezi, jet boat, skyline luge, ziptrek yaptığımız aktivitelerden.
Queenstown jet boat video link


Maori efsanesine göre, S şeklindeki Wakatipu Gölünün her 5 dakikada bir 12 cm yükselip alçalmasının sebebi, gölün altında uyuyan devin kalp atışları.
Glenorchy

Wakatipu Gölü boyunca 60 km. uzaklıktaki Yüzüklerin Efendisi’nin çekildiği Glenorchy ertesi gün ilk durağımız.
Glenorchy video link
 
Öğle yemeği için mola verdiğimiz Gibbston Valley bölgenin şarap merkezi, mahzen olarak doğal mağaralar kullanılıyor.
Kawarau Bridge
Yeni Zelanda’nın bungee jumping’in anavatanı olmasının sebebi, dünyadaki ilk atlayışın 1981 yılında Kawarau Köprüsünden yapılması. Köprü halen dünyadaki en popüler atlayış yerlerinden biri.   



Arrowtown

1867’de altın bulunmasıyla kurulan Arrowtown, ülkenin en iyi korunmuş kasabası.    













Queenstown’da 3 gün kaldıktan sonra yönümüzü kuzeye çeviriyoruz, yeniden yolda olmak güzel. 

 Günün ilk molası 1863’te açılan Cardrona Hotel’de. Otelin arkasındaki ahırda bulunan kamyonete yüz yıldır kimse dokunmamış sanki.
Mount Aspring National Park

 İkinci molada Mount Aspiring National Park’ın içinde yürüyerek Makarora Nehrine gidiyoruz. Nehrin suları o kadar berrak ki nehirde yüzen somonlar havada asılı duruyor gibi.
Haast Pass’i geçtikten sonra Pasifik Okyanusuna bakan doğu sahillerinden batıdaki Tasman Denizi kıyılarına iniyoruz.    
Tasman Sea video link
Matheson Lake

 Matheson Gölü, erozyon nedeniyle hızla eriyen Fox Glacier’ın en iyi göründüğü yer.
Fox Glacier
 
Fox Glacier video link
http://youtu.be/OEu9jMvVI4k
Franz Josef Glacier

Geceyi bir sonraki buzul olan Franz Josef Glacier’ın eteklerinde geçiriyoruz.
 Tasman denizine paralel giden “West Coast Road”, ünlü motosiklet tasarımcısı John Britten’ın dedesi tarafından motosiklet için özel olarak dizayn edilmiş dünyadaki en iyi motosiklet yolu. Hava yağmurlu ama yol çok güzel.

Öğle yemeği ülkenin greenstone (yeşim taşı) merkezi Hokitika’da. Wairua’yı (yaşam gücü içeren ruh) çeken ve içinde tutabilen greenstone Maorilerin en değer verdiği taş, parıltısı şefkati, yarı şeffaflığı dürüstlüğü, sağlamlığı cesareti, keskinleştirilmiş kenarları adaleti simgeliyor.   
 Ülkede yaşayan 70 milyon possum denen keseli hayvanın her bir kaç kilometrede bir ezilmiş ölü bedeni var asfaltın üstünde. Günde 22 ton ağaç yiyen possumlar Yeni Zelandalılar için kurtulamadıkları bir veba gibi.

 Punakaiki

 Büyük okyanus dalgalarının kayalıkların altından geçerek büyük deliklerden gökyüzüne doğru fışkırdığı Pancake Rocks Punakaiki’deki günün son uğrak yeri.
Bu gece kalacağımız ahşap bungalowlar Punakaiki kumsalında. Deniz dalgalı ve soğuk da olsa Mart ayında denize girmek güzel.

Ertesi sabah Punakaiki’den kuzeye doğru devam ederek West Coast Road’u bitirip Westport’tan doğuya dönüyoruz. Böylece güney adayı çepeçevre dolaşarak çizdiğimiz daire kapanmış oluyor.

Kahve için durduğumuz 1800’lerde altın bulunmasıyla kurulmuş Reefton’daki cafenin internet bağlantı hızı, kimse kullanmadığı için olsa gerek, inanılmaz. Şaşırtıcı bir şekilde ülkede en zor bulunan şey internet. Kimse sormadığından garsonların çoğu çalıştığı mekanda wifi olduğunu bile bilmiyor, bilenler de ya password’ü bilmiyor, ya da yanlış hatırlıyor.   

Victoria Forest Park’ın içinden akan nehirlerin kenarından devam ettiğimiz yol boyunca büyük çiftlikler var. 70 milyon koyunun olduğu ülkede 5.000 geyik çiftliği var. Dünyanın farklı bölgelerinde yenilen geyik etinin çoğu Yeni Zelanda’dan geliyor.  
Bugünkü etabın bitmesine 9 km. kala radara yakalanıyoruz. Trafik polisi sadece en arkadan gelen Sinan’a ceza kesip bizi affediyor, cezayı paylaşıyoruz.
Hanmer Springs
Hanmer Springs’teki otele eşyalarımızı bırakıp girdiğimiz sıcak termal sular motor üstünde geçen günlerin yorgunluğunu alıyor.
Christchurch
24 Mart sabahı motorları teslim etmek üzere turun başlangıç noktası olan Christchurch’e doğru son kez yola çıkıyoruz, bugünkü etap 135 km. 17 günün 12’sinde motora bindiğimiz turu 2.750 km. yol yaparak tamamlıyoruz.
 Motorları kiraladığımız Paradise Motorcycle Tours NZ’nin bizim için özel hazırladığı rota mükemmeldi. Havaalanı transferlerimizi yapan Alison ve Mike firmanın sahipleri. Tur sırasında Sinan’ın ve benim motorlarda oluşan hasarlar için gayet makul bir bedel talep ettiler. 
Auckland
3 günde 3 uçağa binecegimiz dönüş yolculuğu motorları teslim ettikten 2 saat sonra Auckland’a uçarak başlıyor, akşam yemeği marinadaki Kermadec’te. Yeni Zelanda’ya geldiğimiz gün keşfettiğimiz restoran tur boyunca yemek yediğimiz en iyi yer. Double smoked salmon ve deniz ürünleri nefis.
Seul
Ertesi sabah bir gece kalacağımız Seul uçağına biniyoruz. 49 milyon nüfuslu ülkenin 24 milyonunun yaşadığı Seul, Tokyo’dan sonra dünyanın ikinci kalabalık şehri. Her yaştan insanın her yere koşarak gitmesi Korelilerin tipik özelliği.

Seul’de düzenlenen Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne, Obama dahil, pek çok ülke başkanı geldiği için güvenlik önlemleri üst düzeyde. 























Dong Daemun, 10.000 dükkanın açık olduğu ve her şeyin satıldığı rengarenk bir gece pazarı. Yerel lokantalarda Koreliler ayakkabılarını çıkarıp bağdas kurarak yemek yiyor.  

26 Mart akşamı tur boyunca bindiğimiz 6 uçak yolculuğundan 12 saat süren sonuncusuyla eve dönüyoruz. 

2 yorum:

servis dedi ki...

Paylaşımlarınızı çok beğenerek takip ediyorum . Gerçekten çok faydalı seyler . Hurdacılar olarak teşekkür eder ve paylaşımlarınızın devamını bekleriz .

Sivas dedi ki...

merhaba oldukça güzel bir yazı olmuş. kaynak niteliğinde gerçekleştirilen bir seyahat. Umarım bir gün bizlere de nasip olur. Sivas Gezi Rehberi olarak başarılar dileriz. www.sivas.im